Tembel workflow sanatı
Yapay Zeka

ChatGPT ve Zapier ile Tembel Workflow Sanatı: Çalışmadan Çalışmanın Kodu

Tembel workflow sanatı… işte burada başlıyoruz. Çalışırken sürekli aynı işleri tekrar etmekten sıkılmadınız mı? “Abi, bu Excel’i kim kopyalayacak, şu mailleri kim ayıklayacak, Slack’e otomatik mesaj kim atacak?” soruları beyninizde dönüp duruyor. İşte bu noktada sahneye iki kahraman giriyor: ChatGPT ve Zapier.

Evet, doğru duydunuz. Bunları evlendirdiğinizde ortaya çıkan şey, sanki “benim yerime iş yapsın ama maaş almasın” kıvamında bir yardımcı. Bu yazıda adım adım anlatacağım. Hem nerdy olacak hem de biraz sarkastik. Çünkü kabul edelim: Çoğumuz aslında tembelliğimizi optimize etmek için “otomasyon” diyoruz.


Adım 1: Neden Otomasyon?

“Tembel workflow sanatı” dediğimde aklınıza sadece Zapier gelmesin. Bu aslında insanlığın binlerce yıldır devam eden kadim çabasının modern versiyonu: daha az iş yap, daha çok verim al.

Hadi biraz tarih turu yapalım:

  • Antik Çağ: Mısırlılar piramitleri taşımak için köleleri kullandı. Bence bu da bir otomasyon türü, ama etik kısmı epey sıkıntılı.
  • Orta Çağ: Su değirmenleri. İnsanlar “niye kolumla çevireyim ki, su zaten akıyor?” diyerek ilk “tembel workflow”larını kurdular.
  • Endüstri Devrimi: Buharlı makineler, seri üretim bantları, Ford’un efsane üretim hattı. O zamanın Zapier’i buydu: iş zincir halinde akar, insanlar sadece arada kontrol ederdi.
  • Dijital Çağ: Cron job’lar, batch script’ler, IT’nin el altı otomasyonları. Ama işin kötü tarafı: herkes yazılımcı değildi.

Bugün otomasyon sadece fabrikalarda değil; maillerimizde, Slack mesajlarımızda, hatta Instagram postlarımızda yaşıyor. “Auto-post” kullanan herkes aslında mini-Zapier’ci.

Kısacası, otomasyonun özü değişmedi: Hepimiz işin yükünü bir başkasına –ya da bir makineye– yıkmak istiyoruz.


Adım 2: Zapier Nedir, Ne İşe Yarar?

Zapier aslında internetin ortasında duran bir “dijital yapıştırıcı”. Ama bu yapıştırıcının hikayesi de güzel.

2011’de Wade Foster, Bryan Helmig ve Mike Knoop tarafından kuruldu. Bu üç nerd, hackathon kültüründen geliyordu. “Şu uygulamayı şuna bağlasak ne olur?” diye düşünüp duruyorlardı. Y Combinator desteğini alınca iş büyüdü. Başlangıçta küçük bir fikirken bugün 5.000’den fazla uygulamayı birbirine bağlayan dev bir ekosisteme dönüştü.

Zap’ler: Otomasyonun Lego Parçaları

Zapier’in en temel yapı taşı “Zap” dediğimiz iş akışları:

  • Trigger (tetikleyici): Bir şey olduğunda (örneğin Gmail’e yeni mail gelince).
  • Action (eylem): Şunu yap (örneğin ChatGPT’ye gönder, özetlet).

Basit gibi görünüyor ama zincirleme bağladığınızda ofiste “benim yerime robot çalışıyor” hissiyatı veriyor.

Nerdy Bir Dipnot: IFTTT’den Zapier’e

Aslında Zapier’den önce 2010’da IFTTT (If This Then That) vardı. O “kişisel otomasyon” devrimini başlattı. Mesela: “Eğer yağmur yağıyorsa, bana bildirim gönder.”

Fark neydi?

  • IFTTT: Kişisel kullanım (akıllı ev, sosyal medya).
  • Zapier: İş dünyası (CRM, e-posta, raporlama).

Yani IFTTT size evde tembellik, Zapier ofiste tembellik sağladı.

Zapier Bir İnsan Olsaydı…

  • Ofiste hiç çalışmaz ama herkesin işini yapar.
  • Kahve içmez ama sizin kahve molanızı uzatır.
  • Maaş istemez ama zamdan en çok hak eden kişi odur.

Kısacası, Zapier modern çağın görünmez ofis kahramanı.


Adım 3: ChatGPT ve Zapier’i Tanıştırma

ChatGPT ile Zapier’i evlendirmek, aslında basit bir tören:

  1. Zapier hesabına giriş → “Make a Zap”.
  2. Trigger (tetikleyici) seç → Gmail’de yeni mail gibi.
  3. Action (eylem) → ChatGPT.
  4. ChatGPT’ye görev yaz → “Bu maili 3 maddede özetle.”

Artık ChatGPT, senin yerine mail özetleyen, rapor yazan, hatta bazen senden daha kibar davranan bir asistan stajyer oluyor.


Adım 4: İlk Workflow’unuzu Kurun

Örnek: Müşterilerden uzun uzun mailler geliyor.

  • Trigger: Gmail → Yeni mail.
  • Action: ChatGPT → Maili özetle.
  • Action: Slack → Özetini sana DM olarak gönder.

Sonuç: Mail kutusu kara delik olmaktan çıkar, Slack’ten sindirilmiş bilgiler akar.


Adım 5: İleri Seviye Tembellik – Zincirli Zaps

Biraz abartalım:

  1. Google Form dolduruldu.
  2. ChatGPT → Bunu şık bir mail metnine dönüştür.
  3. Gmail → Otomatik gönder.
  4. Google Sheets → Kaydı düş.

Sen sadece “Form hazır mı?” diye sorarken, sistem arka planda sekreter gibi çalışıyor.


Adım 6: Riskler ve Gerçekçilik

Her güzel şeyin bir gölge tarafı vardır. Otomasyon da bundan kaçamaz.

Yanlış Tetikleyici: Domino Etkisi

“Her maili Sheets’e kaydet” dedin → patronun tatil maili, spam mesajlar, hatta bankadan gelen kampanya mailleri bile CRM’e düşüyor. Bir anda müşteri listesi çöplüğe dönüşüyor.

ChatGPT’nin Fazla Yaratıcılığı

“Müşterilere kibarca yanıt ver” dersen, şöyle bir şey gönderebilir:

“Size yardımcı olmak bizim için onur. Ama önce kahvemi içebilir miyim?”
Profesyonel mi? Hayır. Eğlenceli mi? Fazlasıyla.

Zapier Limitleri: Kapitalizm Tokadı

Free plan → 100 task. Sen daha iki Zap kurdun, ayın ortasında Zapier “premium’a geç canım” diye karşına dikildi.

Ofis Politikaları: İşsizlik Korkusu

Otomasyonu abartırsan, ekipteki Ali “işimizi robotlar alıyor” diye huzursuzlanır. İnsan kaynakları kaygılanır. Patron ise “bak senin işin azalmış, o zaman sana yeni projeler vereyim” der.

Veri Güvenliği

ChatGPT’ye müşteri verilerini özetlettin, GDPR denetimine yakalandın. Ceza mı? Senin.

Disiplin Kaybı

“Nasıl olsa Slack’e otomatik gidiyor” deyip toplantıyı unutuyorsun. Otomasyon seni desteklemesi gerekirken tembelleştiriyor.

Murphy Kanunu

Otomasyon her zaman en kritik anda bozulur. En önemli müşteriye rapor gönderecekken Zap patlar. Slack’e rapor yerine ChatGPT’nin şakalı cevabı düşer.


Adım 7: Nereden Başlamalı?

  1. Küçük başlayın → Mail özetleme gibi basit Zaps.
  2. Zincirleme → Uygulamaları birleştirin.
  3. Kontrol edin → İnsan onayı olmadan %100 güvenmeyin.

O an geldiğinde, sistemin kendi kendine iş akıttığını gördüğünüzde, tembel workflow sanatı gerçekten ete kemiğe bürünmüş olacak.


Sonuç

Tembel workflow sanatı aslında üretken tembellik. ChatGPT ve Zapier’i evlendirdiğinizde işler daha hızlı, daha akıcı ve daha eğlenceli hale geliyor. Ama her büyünün bir bedeli var. Yanlış kurarsanız rezalet çıkar, doğru kurarsanız gününüzün yarısını kazanırsınız.

Ve en güzeli: Artık ofiste “ben çok yoğunum” bahanesi kalmayacak. Çünkü herkes biliyor ki, aslında işler sizin değil, Zapier’in sırtında dönüyor. 🙂

Bir yanıt yazın